Steve Jobs'un 1985'teki röportajı: Apple'dan kovulduğunda aklında ne vardı?

Apple'dan uzaklaştırıldığı 1985 yılında Newsweek'e konuşan Steve Jobs, şirketten ayrılmasının ardından yaşadığı zor günleri, John Sculley ile...

Steve Jobs'un Apple'dan ayrıldığı dönem, teknoloji dünyasının en çok konuşulan hikayelerinden biri. Jobs'un o günlerde neler düşündüğünü anlamanın en doğrudan yollarından biri ise, şirketten uzaklaştırılmasının ardından Newsweek'e verdiği röportaja bakmak. 1985'te Gerald C. Lubenow ve Michael Rogers'ın sorularını yanıtlayan Jobs, yalnızca Apple'daki görevinden ayrılmasını anlatmadı. Geçmişte yaptıklarını, bundan sonra ne yapmak istediğini, John Sculley ile ilişkisini, Silikon Vadisi'ni ve kendi hayatına dair düşüncelerini de paylaştı.
Röportajın dikkat çekici taraflarından biri ise Jobs'un kendisini büyük bir şirketi yönetmekten çok yeni ürünler geliştiren küçük ve yetenekli ekiplerin içinde görmesi. Apple II ve Macintosh'un ortaya çıkışında da aynı yaklaşımı benimsediğini anlatan Jobs, kendisi için en önemli şeyin yeni bir şey üretmek olduğunu açıkça ortaya koydu.

Jobs, Apple'daki en gurur duyduğu işini anlatıyor
Jobs'a Apple'daki 10 yılı boyunca en çok neyle gurur duyduğu sorulduğunda, aklına yalnızca Apple II ve Macintosh gelmiyordu. Yeni ürünler geliştirmek önemli olsa da Apple Eğitim Kurumu'nun da kendisi açısından özel bir yeri olduğunu söylüyordu.
Macintosh'un ilk dönemlerinde oldukça mutlu olduğunu belirten Jobs, zamanla büyük bir kuruluşu yönetmenin kendi hayatındaki rol olduğuna inanmadığını fark ettiğini söylemişti. John Sculley'nin şirketi kendi planları doğrultusunda yönetebilmek için Jobs'un Apple'da bulunmaması gerektiğine karar vermesi de bu dönemin kırılma noktası oldu. Jobs, kendisi hakkında alınan bu karara katılmasa da Sculley'nin böyle bir karar verme hakkına saygı duyduğunu ifade ediyordu.
Apple yönetiminin aldığı kararın kendisi için büyük bir sürpriz olduğunu da gizlememişti Jobs bu röportajında. Hayalindeki en kötü senaryoda bile Apple'dan bu şekilde uzaklaştırılacağını düşünmediğini söyleyen Jobs, buna rağmen şirkette geçirdiği 10 yıldan pişman olmadığını vurguluyordu.

"Ben bir şeyler oluşturmak istiyorum"
Jobs'un röportaj boyunca tekrar tekrar döndüğü konu, yönetici olmakla bir şeyler üretmek arasındaki farktı. Kendisini kişisel bilgisayar sektörünün uzmanı olarak görmediğini söyleyen Jobs, 30 yaşında olduğunu ve büyük bir kuruluşun günlük işlerini yönetmek yerine yetenekli insanlarla birlikte yeni ürünler geliştirmeyi tercih ettiğini anlatıyordu. O dönemde profesörlük için üç farklı üniversiteden teklif aldığını da açıklayan Jobs, bu teklifleri kabul etmediğini açıklamıştı. Ona göre en iyi yaptığı iş, yetenekli insanları bir araya getirerek yeni bir şey ortaya çıkarmaktı.
Apple'ın gelecekte daha da büyüyeceğine inanıyordu. Şirketin garajdan 1,5 milyar dolarlık bir yapıya dönüşmesinde katkısı olduğunu, ancak Apple'ı 5 veya 10 milyar dolarlık bir şirket haline getirecek kişinin kendisi olmayabileceğini kabul ediyordu.
Yine de üretme isteğinden vazgeçmeye niyeti yoktu. Eğer Apple'da kendisine uygun bir alan kalmazsa daha önce iki kez yaptığı gibi kendi yerini oluşturacağını söylüyordu.

Apple'ın karşısındaki küçük binaya taşındı
Jobs'un Apple'dan uzaklaştırılmasının ardından şirket içinde tamamen etkisiz hale gelmediği, ancak eski konumundan çok uzak bir noktaya geçtiği görülüyor. Takviminde Sovyetler Birliği'ne yapılması planlanan bir seyahat ve Macintosh'u Avrupa'da tanıtma gibi daha önce verilmiş bazı taahhütler bulunuyordu. Bu dönemde Apple için halen faydalı işler yaptığını düşünüyordu.
Fakat ofisini boşaltması istendi. Apple’ın şirket binalarının karşısında küçük bir bina kiraladı ve bu yeri "Siberia" olarak adlandırdı. Durumu kendisine ortağının bildirdiğini söyleyen Jobs, iki hafta içinde taşınmasının istendiğini öğrendi. Ardından yolun karşısındaki yeni ofisine geçti ve Apple yöneticilerinin telefon numarasını bildiğinden emin oldu. Kendisine ihtiyaç duyulması halinde yardımcı olabileceğini de belirtti. Ancak beklediği telefonlar gelmedi.
Bir süre sonra iş yönetimiyle ilgili raporlar da masasına ulaşmamaya başladı. Apple'ın otoparkında aracını gören çalışanlar zaman zaman yanına gelip yaşananlardan duydukları üzüntüyü anlatıyordu. Jobs, bu görüşmelerin moralini daha da bozduğunu ve bir noktada artık Apple'a gitmemeye karar verdiğini söyledi.

Zor günlerin ardından gelen yeni bir fikir
Apple'dan uzaklaştırılması Jobs için yalnızca profesyonel bir kayıp değildi. John Sculley'nin gelecekte kendisine bir rol verilmeyeceğini doğrudan kendisine değil, analistlere açıklamasını son derece ağır bir deneyim olarak tanımlıyordu. Bu dönemde uzun yürüyüşlere çıktığını, insanlarla fazla konuşmadığını ve yaşadığı süreci atlatmaya çalıştığını anlatıyordu.
Sonrasında ilgisi farklı bir alana kaydı. Biyokimya ve rekombinant DNA üzerine yazılar okumaya başladı. Rekombinant tekniklerin öncülerinden Paul Berg ile iletişime geçti ve onunla Stanford'da bir öğle yemeğinde buluştu.
Berg, Jobs'a genlerin nasıl onarıldığını gösterdi. Jobs bu süreci bilgisayar biliminde yapılan işlere benzetti ve benzer işlemlerin neden bilgisayar ortamında simüle edilmediğini sordu.
Bu görüşmenin kendisi için bir dönüm noktası olduğunu söylüyor Jobs. Yeniden heyecan duyabileceği bir alan bulduğunu hissediyordu. O sırada asıl motivasyonunun para olmadığını da özellikle belirtiyordu. 30 yaşında olduğunu, geride bıraktığı 10 yıla baktığında iyi hissettiğini ve 40 yaşına geldiğinde 30'lu yaşlarını da aynı şekilde değerlendirmek istediğini söylüyordu.

Yeni şirket fikri şekillenmeye başlıyor
Jobs'un çevresinde yeni bir çalışma grubu da oluşmaya başlamıştı. Birbirlerini yaklaşık dört yıldır tanıyan bu kişiler, birbirlerinin yeteneklerine güveniyordu. Henüz ortada hazırlanmış bir iş planı yoktu. Bunun yerine yükseköğretim alanındaki ihtiyaçları anlamaya yönelik genel bir yön belirlenmişti. Jobs ve ekibinin ekim ayında çeşitli okulları ziyaret ederek onları dinlemeyi planladığı belirtiliyordu.
Bu süreçte John Sculley ile ilişkisi de tamamen belirsizdi. Mayıs ayından beri Sculley ile yalnızca üç kez konuştuğunu söyleyen Jobs, aralarındaki ilişkinin bundan sonra nasıl şekilleneceğini bilmediğini ifade ediyordu. Yine de Sculley'nin kendisini araması halinde telefona cevap vereceğini söylüyordu.

Apple'ın ruhu konusunda ne düşünüyordu?
Röportajın en dikkat çekici bölümlerinden biri, Jobs'un Apple'ı yalnızca bir şirket olarak görmediğini anlatmasıydı. Ona göre Apple, orada çalışan insanların taşıdığı bir ruha sahipti. Şirket bilgisayarların insanlığın ortaya çıkardığı en önemli buluşlardan biri olduğunu unutup yalnızca ticari bir yapıya dönüşürse, Jobs kendisinin de Apple'ı kaybetmiş olacağını düşünüyordu.
Buna karşılık Apple'daki insanların aynı hedefe bağlı kalması ve en iyi kişisel bilgisayarı üretmeye devam etmesi halinde, fiziksel olarak şirketten uzak olsa bile kendi izinin orada bulunacağını hissedeceğini söylüyordu. Apple'ın o sırada bu ruha sahip olup olmadığı sorulduğunda ise bunun cevaplayabileceği bir soru olmadığını belirtiyordu.
Jobs, Apple'dan herhangi bir teknoloji veya tescilli fikri alarak yeni bir girişim kurmayacağını da açıkça ifade ediyordu. Apple'ın kendi yaptıkları işi iyi bir fikir olarak görmesi halinde onlarla rekabet edebileceğini düşünüyordu. Hatta milyarlarca dolarlık değere ve binlerce çalışana sahip Apple'ın, altı kişilik küçük bir ekiple rekabet edemeyeceğini düşünmenin zor olduğunu söylüyordu.

Siyaset yerine bildiği işi yapmak istedi
Jobs'un hayatıyla ilgili sorular da röportajda önemli bir yer tutuyordu. Bir dönem Japonya'ya gidip manastırda yaşama fikrini düşündüğünü kabul ediyor, ancak bunu yapmadığı için memnun olduğunu söylüyordu.
Kendisini Amerikalı olarak gördüğünü ve hayatını ABD'de geçirerek ülkesine katkıda bulunmak istediğini anlatıyordu. Siyasete girme konusunda da teklifler aldığını, iki siyasi partinin kendisiyle bu konuyu görüştüğünü açıklamıştı. Ancak o sırada tercihi farklıydı: Yapmayı bildiği işe devam etmek istiyordu.
30 yaşında bir mülk sahibi olarak düzenli bir hayat planlayıp planlamadığı sorulduğunda ise en çok çalışmak istediğini söylüyor, ileride çocuk sahibi olmayı da istediğini belirtiyordu.
Silikon Vadisi'nin geleceği konusunda da iyimserdi. Bölgenin büyüdüğünü ve girişimciliğin daha karmaşık hale geldiğini düşünüyordu. Şirket kurmak isteyenlere yardımcı olacak çok sayıda yapının ortaya çıktığını, ancak bunların başarıyı yalnızca Apple'ın geçmişi üzerinden değerlendirmemesi gerektiğini savunuyordu.
Jobs için asıl mesele ise hala aynıydı: Yeni bir şeyler üretmek, yetenekli insanlarla çalışmak ve kendi yolunu açmak…